loading.gif
mobile-banner-bg

İstanbul’da Yeniden Şahlanış Dönemi Başlayacak

...
22 Ocak 2024 - Pazartesi

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, “Temel atmama merasimi yapıyorlar. İstanbul 5 yılda çeyrek asırlık irtifa kaybetti. İstanbul doğru tercihle kendisine yeni ufuk açacak, 5 yıllık fetret devri son bulup şahlanış devri başlayacak.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, "Biz seçmeni, yani milleti sandıktan sandığa hatırlayan bir parti hiçbir zaman olmadık. Biz yılın 365 günü, günün 24 saati milletimizle yüz yüze, gönül gönüle irtibat halinde olan bir kadroyuz." dedi.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İstanbul İlçe Adayları Tanıtım Toplantısı'nda konuşmasını yapmak için geldiği kürsüde, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nın 31 Mart 2024 yerel seçimleri sürecinde kullanacağı "Yeniden İstanbul" başlıklı seçim şarkısına eşlik etti.

Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanımız Erdoğan, AK Parti'yi 31 Mart'ta büyükşehirlerde, illerde ve ilçelerde temsil edecek adayların peyderpey millete takdim edildiğini söyledi.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, 7 Ocak'ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Murat Kurum'un da aralarında olduğu 26 büyükşehir ve il adayının tanıtımının yapıldığını anımsatarak, "Bu hafta da Ankara'da, 48 büyükşehir ve il adayımızın ismini açıkladık. Böylece, Cumhur İttifakı'ndaki ortağımız MHP'yi destekleyeceğimiz 7 büyükşehir ve ille birlikte, 81 ilimizin tamamındaki adaylarımızı ilan etmiş olduk. Dün Yalova ile ilçe adaylarımızın takdimine başladık. Bugün de 31 Mart seçimlerinde İstanbul'umuzun ilçelerinde AK Parti'mizi ve Cumhur İttifakı'nı temsil edecek adaylarımızı burada açıklıyoruz." ifadelerini kullandı.

"Söz konusu İstanbul olduğunda yaptığımız çalışmalar bir başka anlam taşıyor"

Kimi yerlere bizzat giderek, kimi yerlere de genel başkan yardımcılarını görevlendirerek ilçe adaylarının tanıtımını en kısa sürede tamamlamayı amaçladıklarını belirten Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şöyle devam etti:

"Biliyorsunuz seçimlere 70 gün kaldı. Gerçi biz seçmeni, yani milleti sandıktan sandığa hatırlayan bir parti hiçbir zaman olmadık. Biz yılın 365 günü, günün 24 saati milletimizle yüz yüze, gönül gönüle irtibat halinde olan bir kadroyuz. Seçim dönemlerini, bu tempoyu daha da artırmanın, her zaman yaptığımız işleri kısa sürede tekrarlamanın, muhabbet saflarını sıklaştırmanın, gönül köprülerimizi daha da güçlendirmenin vesilesi olarak görüyoruz. Hele söz konusu İstanbul olduğunda hem bizim için hem sizler için yaptığımız çalışmalar bir başka anlam taşıyor. Şairlerin bile sevgilerini, hayranlıklarını, güzelliklerini anlatmaya kelimeler bulamadığı böyle bir şehri başka türlü kucaklamak mümkün değil."

Yahya Kemal Beyatlı'nın "Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul/Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer/Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul/Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer" şiirini okuyan Cumhurbaşkanımız Erdoğan, "Evet, sadece bir semtini sevmenin ömre değer olduğu İstanbul'u, 16 milyonu aşkın insanı, 7 tepesi, 39 ilçesi, yüzlerce mahallesi ve semtiyle sevmenin değerini veren bir yapı düşünün. İşte biz böyle sevdik, böyle seviyoruz." şeklinde konuşu.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, son 5 yılda İstanbul'un yeniden o eski günlerini hatırlatan ihmallere maruz kaldığını belirterek, "Tüm dünyanın göz bebeği olan bu güzel şehir, 5 yıl gibi çok kısa sürede neredeyse çeyrek asırlık irtifa kaybı yaşadı." dedi.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İstanbul İlçe Adayları Tanıtım Toplantısı'ndaki konuşmasında binlerce yıldır her medeniyetin, her toplumun, her devletin, her cihangirin hayalini süsleyen İstanbul'a hizmet etmenin şerefinin, dünya malının tamamına değişilmez olduğunu söyledi.

Şair Nedim'in İstanbul'un tek bir taşını acem mülkünün tümüne feda ederken aslında oldukça mütevazı bir benzetme yaptığını kaydeden Cumhurbaşkanımız Erdoğan, "İşte bu İstanbul'a hizmet etmek için 30 yıl önce bugünlerde, 1994 yılında milletimizin huzurunda, karşımızda altyapısı çökmüş, özellikle üst yapısı perişan, insanı hiçe sayılan bir şehir vardı. Çöp, çukur, çamur. İstanbul buydu. Haliç'in yanına kokudan yaklaşılamayan, hemen şu Haliç Kongre Merkezi'mizin arkası biliyorsunuz Haliç. Buraya yaklaşılamıyordu." diye konuştu.

Kasımpaşalı olduğunu, Haliç'in kenarında doğup büyüdüğünü ve Haliç'le beraber yaşadığını dile getiren Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu Haliç ne yazık ki ne zaman biz temizlemeye başladık, işte o zaman bugünkü Haliç oldu. Haliç'ten o zamanlar itibariyle 9,5 milyon metreküp çamur, pislik çıkardık. Bu çamuru bizler 9,5 kilometre uzaklıkta, Alibeyköy'de bir taş ocağına naklettik. Ya bunu şu andakiler yapar mıydı? Yapabilir miydi? Ama bunu Murat Kurum yapar. İşte burada, hemen Kağıthane'de bunlar temel atmama merasimi yapıyorlar. Ya böyle bir şey olur mu? Temel atmama merasimi. Ama bunlar yapar. Biz ise temel üstüne temel koyma mücadelesi verdik. İstanbul'umuzda bu yarışı biz yaptık. Suyu akmayan, ulaşımı dökülen, sokaklarını pislik götüren, çevresini gecekonduların kuşattığı, trafikte insanların ömrünü tükettiği, çöplükleri patlayan, çukurlardan dolayı yollarında yürünmeyen velhasıl her tarafı tel tel dökülen bu İstanbul fotoğrafı bizi sadece üzmekle kalmadı üstlendiğimiz sorumluluğun ağırlığını da gösterdi. İstanbul'un temsil ettiği tarihi ve kültürel değerlere asla yakışmayan bu görüntüsünü ortadan kaldırmak için hemen kolları sıvadık. Ekiplerimizi kurduk, imkanları seferber ettik."

"Bahanelerin arkasına saklanmak yerine İstanbul'un yaralarına merhem olmaya odaklandık"

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, bahanelerin arkasına saklanmak yerine İstanbullunun derdine derman, yaralarına merhem olmaya odaklandıklarını vurgulayarak, karşılaştıkları tüm engellere rağmen hamdolsun kısa sürede İstanbul'un temel sorunlarının hemen hepsini hal yoluna koyduklarını kaydetti.

Yapmanın zor, yıkmanın ise kolay olduğunu belirten Cumhurbaşkanımız Erdoğan, "Maalesef son 5 yılda İstanbul yeniden o eski günlerini hatırlatan ihmallere maruz kaldı. Tüm dünyanın göz bebeği olan bu güzel şehir, 5 yıl gibi çok kısa sürede neredeyse çeyrek asırlık irtifa kaybı yaşadı. Kardeşlerim, hatırlarsanız 2019'da İstanbul'un yönetimini devralanlar işe programla projeyle icraatla tuğla üstüne tuğla koyarak değil, az önce de söyledim, temel atmama töreniyle başladılar." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, mevcut İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminin atmadıkları temelin Silahtarağa Arıtma Tesisi projesi olduğunu anımsatarak, "Peki sonra ne oldu? Arıtma yapılmayan sular Haliç'e boca edilince burası yeniden ölmeye, kararmaya, kokmaya başladı. Halbuki Silahtarağa projesi İstanbul'un altın boynuzu Haliç'i temizlemek için 1994 yılından beri yürüttüğümüz çalışmaların kritik bir parçasıydı. Hatalarından ders çıkarmak yerine vizyonsuzluklarını, İstanbul'un yol kenarlarını süsleyen güzelim dikey bahçeleri yok ederek devam ettirdiler. Şimdi aynı zihniyet 'poşet' göndermesiyle yeniden arzı endam ediyor." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, konuşması sırasında salondan yükselen sloganlar üzerine, "Bahçelievler, sandıkları patlatarak büyükşehri güçlendireceksiniz. Bağcılar, sandıkları patlatarak büyükşehri güçlendireceksiniz. Kağıthane, sandıkları patlatarak büyükşehri güçlendireceksiniz. Şişli, sandıkları patlatarak büyükşehri güçlendireceksiniz. Ümraniye, sandıkları patlatarak büyükşehri güçlendireceksiniz. Sultangazi, sandıkları patlatarak büyükşehri güçlendireceksiniz. Aynı şekilde Beyoğlu, sandıkları patlatarak inşallah büyükşehri güçlendireceksiniz. Bayrampaşa, sandıkları patlatarak büyükşehri güçlendireceksiniz. Başakşehir, sandıkları patlatarak büyükşehri güçlendireceksiniz. Fatih, sandıkları patlatarak büyükşehri güçlendireceksiniz." şeklinde karşılık verdi.

"Bunların tek derdi, İstanbul nimetini kendi çıkarları için kullanmak, sömürebildikleri kadar sömürmektir"

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, "Büyükşehir adayımız Murat Kurum'un, İstanbul'u depreme hazırlamak başta olmak üzere, bu güzel şehrin geleceği için hayati öneme sahip projelerini, kendi akıllarınca küçümsüyorlar, hafife alıyorlar. Tabii bunların çevreden anladıkları yalnızca, bu kavramın ardına sığınarak şehri yakıp yıkan çapulculara sahip çıkmaktır. Bunların, 'Arıtma tesisi niçin yapılır? Poşet kullanımı niçin sınırlandırılır? Doğal gazla ısıtma niçin yaygınlaştırılır? Elektrikli araç üretimi niçin teşvik edilir? Karbon emisyonunu düşürecek yatırımlar niçin yapılır? Yeşil alanlar niçin artırılır? İklim değişikliğiyle mücadeleye niçin bu kadar önem verilir? Plastik kullanımının azaltılması niçin kritik öneme sahiptir? Kısacası, çevreye, tabiata ve insana dair meselelerin niçin bu kadar öncelikli olduğuna dair en küçük bir fikirleri yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

"İstanbul'daki ana yolların etrafında kurulan yeşil panolara bile tahammül edemeyip, hepsini yıkarak betona boğan kafanın, böyle bir derdinin olmadığı da açıktır." diyen Cumhurbaşkanımız Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Daha da vahimi, aynı kafa, bilim insanlarının her gün ikaz ettiği deprem tehdidine karşı üzerine düşen hiçbir görevi yerine getirmediği gibi, büyük bir pişkinlikle bunu sırıtarak dalga konusu yapabiliyor. Milyonlarca insanın geleceğini, yüzbinlerce insanın hayatını doğrudan ilgilendiren böyle bir meselede bile aymazlık yapanların, şehrin diğer sorunlarının çözümüyle ilgili ne hassasiyeti olabilir ki? Bunların tek derdi, İstanbul nimetini kendi şahsi çıkarları, kendi bireysel ajandaları, kendi siyasi kariyerleri için kullanabildikleri kadar kullanmak, sömürebildikleri kadar sömürmektir."

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart'ta İstanbul'un hak etmediklerinden kurtulacağını, büyükşehir hizmetleri konusundaki hasretinin sona ereceğini belirterek, "İnşallah 31 Mart'ta İstanbul'un 5 yıllık fetret devri son bulacak, yeniden şahlanış dönemi başlayacak." dedi.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İstanbul İlçe Adayları Tanıtım Toplantısı'ndaki konuşmada, İstanbul'un bu zulmü, bu eziyeti, bu ihmali ve bu riyakarlığı hak etmediğini söyledi.

İstanbul'un, hırsı boyunu aşanların oyuncağı haline getirilmeyi hak etmediğini dile getiren Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şöyle devam etti:

"İstanbul aklı da gözü de gönlü de başka yerlerde olanların yedeği muamelesi görmeyi hak etmiyor. İstanbul, büyük emeklerle elde ettiği kazanımlarını kaybettirecek beceriksizlikleri hak etmiyor. İstanbul, çözüm yolları belli sorunlarının içinde boğulup kalmayı hak etmiyor. İstanbul, sınırları içinde yaşayan insanlarının hayat sevincinin kaynağı olmak yerine kahır sebebi haline gelmeyi hak etmiyor. İstanbul, dünyanın en gözde şehriyken son birkaç yıldır yaşanması en zor yerleri arasında zikredilmeyi asla ve asla hak etmiyor. Kardeşlerim inşallah 31 Mart'ta İstanbul hak etmediklerinden kurtulacak, inşallah 31 Mart'ta İstanbul büyükşehir hizmetleri konusundaki hasreti sona erecek. İnşallah 31 Mart'ta İstanbul yapacağı doğru tercihle kendisine yeni bir ufuk açacak. İnşallah 31 Mart'ta İstanbul'un 5 yıllık fetret devri son bulacak, yeniden şahlanış dönemi başlayacak."

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, "İstanbul bizimdir, bizim kalacak" tezahüratında bulunan gençlere seslenerek, "Eyvallah. Hiç şüphemiz yok." dedi.

Şairlerin, zamanlar ve olaylar üstü yürek çarpıntıları olarak kabul edilen şiirleriyle yaşadıklarını kaydeden Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Vedat Türkali'nin "Bekle Bizi İstanbul" şiirindeki "Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul/ Bekle bizi/ Büyük ve sakin Süleymaniye'nle bekle/ Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla, mavi denizlerine yaslanmış, beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle/ Bekle bizi İstanbul/ Bekle." dizelerini seslendirdi.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, 31 Mart'ta bu bekleyişin nihayete ereceğini ve İstanbul'un tekrar gerçek belediyecilikle buluşacağını dile getirerek, şöyle konuştu:

"İşte sizler de görüyorsunuz. Kendileri çalıp, kendileri oynamaya alışkın olanlar, en küçük bir aykırı ses duyduklarında hemen karşılarındakinin gırtlağına sarılmaya başlıyor. Büyükçekmece'de yaşlı bir teyzeye vurdular ve bir de o teyzenin gırtlağına sarıldı. Ya CHP bu. Bunlar ancak bu tür işte gelir basın mensubunu yere yatırırlar, basın mensubunu dövmeye kalkarlar. Hani bunlar basına saygılıydılar. Var mı böyle bir şey? Yok. Gırtlağına sarıldığınız bu millet, size cevabını seçim günü sandıkta verecektir. Galiz küfürler savurduğunuz kadınlarımız 31 Mart günü sandık önlerine geldiğinde size ettiğiniz hakaretlerin hesabını soracaktır. Hem kadın hakları diyeceksiniz hem de milletin ortasında yaşlı bir kadına saldıran edepsizlere hiçbir tepki göstermeyeceksiniz. Hem basın özgürlüğünden dem vuracaksınız hem de görevini yapmaya çalışan gazetecileri militanlarınıza linç ettireceksiniz. Bunun adı sadece ikiyüzlülük değil, aynı zamanda faşizmdir, despotizmdir. CHP, bölücü örgütün uzantılarıyla teşriki mesaisini arttırdıkça şiddete daha meyilli hale gelmiştir."

"Biz doğru olursak, eğri zaten belasını bulacaktır"

İstanbul'daki ve Türkiye'nin 81 vilayetindeki tüm teşkilatlarına seslenen Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şunları söyledi:

"Kendi yönetimimizdeki belediyelerde tekrar göreve talip olurken de muhalefetin elindeki yerleri gerçek belediyecilikle tanıştırmak isterken de bize düşen görev şudur; İşimizi her zaman ve her yerde düzgün bir şekilde yapmaktır. Programlarımızla projelerimizle icraatımızla göz doldurmaktır. İnsani ve ahlaki duruşumuzla tevazumuzla samimiyetimizle milletimizin kalbini kazanmaktır. Gece gündüz çalışarak hiçbir hususta ve hiçbir alanda boşluk bırakmamaktır. Şayet biz düzgün çalışır, mesuliyetimizin hakkını verirsek, şayet biz hizmetine talip olduğumuz insanların gönlüne girersek, şayet biz polemikle nefes harcamayıp milletimize ufkumuzu anlatırsak, yani biz doğru olursak, eğri zaten belasını bulacaktır."

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, İstanbul başta olmak üzere dünyanın ve bölgesinin en kıymetli, en stratejik coğrafyalarından birini kendisine vatan eyleyen bir millet olduğumuzu vurgulayarak, "Rabbimizin bize lütfu olarak ecdadın kanı ve canı pahasına vatandaşlar olarak bize emanet ettiği bu topraklar üzerinde yaşamanın elbette bir bedeli var. Milletçe bu bedeli bin yıldır her gün ödedik, ödüyoruz." dedi.

Bugün de gerek dışarıda gerek içeride maruz kalınan saldırıların, kurulan tuzakların, ayaklarına takılan çelmelerin sebebinin yine aynı olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanımız Erdoğan, "Maksat bu milleti yıldırmak, bu devleti zayıflatmak, bu ülkeyi üzerinde her türlü ameliyatın yapılabileceği kıvama getirmektir." ifadelerini kullandı.

"Türkiye uzunca bir süredir hedef ülkedir"

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Türkiye'nin uzunca bir süredir hedef ülke olduğunu vurgulayarak, "Asırlarca sürdürdükleri sömürge düzeninden elde ettikleri kazancı tehlikede görenlerin hedefinde Türkiye var. Emperyalist emellerle kurdukları ve sadece kendi güvenliklerine hizmet eden düzeni korumak isteyenlerin hedefine erişememek için Türkiye hedefimizi engellemeye çalışıyorlar. Mazlumlar adına yükselen sesimizin uyandırdığı zihinlerden ve gönüllerden korkanların hedefinde Türkiye var. Kendi toplumlarını envaiçeşit sinsi yöntemle baskı altında tutarak sürdürdükleri iktidarlarını tehlikede görenlerin hedefinde Türkiye var." diye konuştu.

Ülkeyi hedef alanların içeride kendilerine ortaklar bulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanımız Erdoğan, "Güney sınırlarımız boyunca bir 'Teröristan' kurarak bizi tehdit etmek isteyenlerin en önemli aracı bölücü terör örgütüdür. Bu örgütün ülke içindeki siyasi veya sivil görünümlü uzantıları da aynı amaca hizmet ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

Ülkenin ikinci büyük partisi durumundaki CHP'nin bu kirli oyunda kendisine biçilen role razı gelmesinin, asıl üzüntü verici taraf olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanımız Erdoğan, "Maalesef, CHP yönetiminde giderek düşen bir seviye var. Bizim dönemimizde bu partide tam iki kez genel başkan değişti ama siyasi kalite ve kalibre noktasında her seferinde gelen gideni arattı. Rahmetli Deniz Baykal'la pek çok konuda anlaşamazdık, ama siyasi birikimini takdir ederdik. Bay Kemal'le çok kavgamız oldu, ama onun da kendine göre bir tarzı, üslubu ve misyonu vardı. CHP'nin mevcut genel başkanı Özgür efendi ise, daha başlamadan listenin en altına yuvarlanmayı başardı." diye konuştu.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, geçmişte SHP'nin bölücü örgütün güdümündeki partiyi Meclis'e ilk kez taşımanın vebaliyle tarihe gömülüp gittiğini belirterek, şunları dile getirdi:

"Esasen CHP, uzunca bir süredir bölücü bir örgütün güdümündeki partiyle el altından zaten işbirliği yapıyordu. Ancak, hiç değilse bu işbirliğinden mahcubiyet duyuyorlar, yapılan pazarlıkları gizli saklı tutmaya çalışıyorlardı. Özgür efendinin CHP'si ise bölücü örgütün aparatlığına devam eden, dolayısıyla siyasi meşruiyeti tartışmalı DEM Partiyle adeta bütünleşmiş durumdadır. Koltuğunu muhtaç olduğu birilerinin siyasi ihtirasına zemin hazırlamak için yapılan bu işbirliğiyle her iki parti de kendi ayaklarına birer utanç prangası vurmaktadır."

Solandakilere "Hazır mısınız, gümbür gümbür İstanbul'u inletiyor musunuz?" diye seslenen Cumhurbaşkanımız Erdoğan, "Tek millet, tek bayrak, tek devlet, tek vatan. Bir olacağız. İri olacağız. Diri olacağız. Kardeş olacağız. Hep birlikte İstanbul olacağız, Türkiye olacağız." diyerek konuşmasını tamamladı.

Adayların tanıtımı

Salondaki partililer, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a sevgi gösterisinde bulundu. "Sadece İstanbul", "Yeniden İstanbul, Yeniden AK Parti", "Hazırız kararlıyız", pankartları asıldı.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum'la birlikte, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Yılmaz, AK Parti Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, MHP İstanbul İl Başkanı Sertel Selim ile birlikte ilçe belediye başkan adaylarını tanıttı.

Toplantıya, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 39 ilçe belediye başkan adayları, AK Parti'nin il ve ilçe yöneticileri ve çok sayıda partili katıldı.